5 Temmuz 2020

İlk Hata

Olayın kendisinin unutulduğu ancak heyecanının ve korkusunun halen devam ettiği, abartılı bir tabirle travmatik hatıraların olması kadar doğal bir hatıramı anlatacağım. Bu hatıram ömür boyu hem fiziksel hem de psikolojik etki bırakmış bir hatam ile ilgili. Üzerinden 1 yıl geçmiş olmasına rağmen endişesini halen içimde yaşadığım bir tasarım hatası ile ilgili...

Tasarımcı, tasarladığı ürünün hem küçük ölçekte hem de büyük ölçekte emniyetinden ve doğurabileceği sorunlardan sorumludur. Bu durum başa gelen her türlü olumsuzluğu tanrıya atfeden asi yaklaşıma benzetilebilir. Detaylar akla gelsin veya gelmesin sorumluluğun başarıyla yerine getirilmesi yöntemli bir şekilde ilerlemekten geçer.

Makine mühendisliği eğitimimin 4. senesinde insansız hava aracı yarışmasına katılan bir ekipte görev almıştım. Yarışma kuralları çerçevesinde hava aracı kilitlenme ve kilitlerden kaçınma gibi işlevleri yapması gerekiyordu. Ben ise ekipte analizden sorumluydum. Bu tarz yarışmalara ilk defa katılıyor oluşumuz ve ekibin yeni olması sebebiyle analiz basamağı tıkanmıştı. Elle tutulur bir tasarım ortaya konmaması sebebiyle elle tutulur bir analiz de gerçekleşemiyordu.

Hava aracının kalkışını sağlaması, yüksek manevraları gerçekleştirmesi gibi kritik olaylardan sorumlu olan motor-pervane-batarya üçlüsünde bir tıkanma yaşanmıştı. Motor itki testleri sonuçları, genellikle ürünün kataloğunda yer alır. Katalog bilgileri ile teorik hesaplamalarda bir ihtilaf gündeme gelmişti. Ekibin bir kısmı denklem sonucuna bir kısmı da katalog bilgisine güveniyordu. Fakat asla bunu hava aracına monte etmeden deneyemiyorduk.

31 Mayıs 2020

Birikenler ve harcananlar 1: genel yaklaşım

Mehmet Alagaş, Kur’an’a göre temellendirilmiş bir din tanımından yola çıktığını iddia ederek; dinin insan ve toplum arasındaki ilişkiler hakkında düzenlemeler içerdiğini söyler [1]. Çevresindeki insanlar hakkında endişe etme veya halkı doğru yola davet etme gibi ortak paydalarda buluşan peygamberler göz önüne alındığında bu tanımın daha geniş bir anlayış sunacağı söylenebilir. Ayrıca, Dr. Mustafa Çamran dünya düzenlerini karşılaştırmalı olarak incelediği bir eserinde İslam’ı bir düzen olarak sıralarken onu felsefi, iktisadi ve siyasi esaslara sahip kâmil bir ideoloji olarak anar [2]. Sıraladığı temel öğeler, yaşamına devam eden bir toplum için kilit unsurlardandır. Bu yazı serisi de benzer bir unsur olan ve insan ihtiyacını karşılayan her türlü üretim faaliyetlerini temsil eden ekonomi kavramı ile ilgili temel bir yaklaşımı destekleyecektir.

16 Nisan 2020

159 Tane Film Önerisi

Filmler yeniden eskiye doğru sıralandı. Aynı yıla ait filmler ise ortalama puanı yüksekten düşüğe doğru ikincil bir sıralamaya sokuldu. Film poster resimleri ve tanıtım yazları The Movie Database'den alınmıştır. Ayrıca her film için gösterilmiş ortalama puan, yine aynı veritabanındaki puanlamadır.

İsimYılSüreOrt. PuanTür
The Platform (The Platform) 201995dk7.1Dram, Bilim-Kurgu
İzleyiciyi distopik bir geleceğe götüren The Platform, her katta bir hücrenin, her hücrede iki kişinin olduğu dikey bir hapishanede geçiyor. Her gün sadece iki dakika bu dikey hapishanenin en üst katından aşağı yiyecek gönderiliyor. Üst kattakiler yiyecekleri ele geçirmek için zamana karşı yarışırken, en alt kattakiler açlık içinde her geçen gün biraz daha vahşi, biraz daha radikal hâle geliyor. Filmde üst kattakilerin alttakilere göre daha iyi beslendiği bu hapishanedeki bir mahkûmun, herkese yeterince yemek ulaşması için sistemde değişiklik yapmaya başlamasıyla yaşanan olayları konu alıyor. (IMDB Sayfasına Git)
Captain Fantastic (Kaptan Fantastik) 2016118dk8.0Macera, Komedi, Dram
Ben Cash (Viggo Mortensen), ABD’nin Kuzeybatı Pasifik ormanlarında, 6 çocuğu ile beraber bir kabinde medeniyetten izole bir hayat yaşamaktadır. Bu izole ortamda ebeveynlik, kendi doğrularını yaratmıştır ve çocuklar moderniteye karşı bir bağışıklık kazanamamışlardır. Ben, kendini çocuklarını büyük bir titizlikle hem fiziksel hem de entelektüel olarak yetiştirmeye adamıştır. Fakat karısı Leslie’nin ani ölümünün ardından bütün düzeni yerle bir olur, ve Ben, ailesini şehre getirmek zorunda kalır. Şehir medeniyeti içinde çocuklar şehirle, Ben ise ebeveynlik yöntemleri ile yüzleşmek zorunda kalacaktır. Çünkü Ben’in ebeveynlik anlayışıyla dünyanınki birbirine hiç benzememektedir. (IMDB Sayfasına Git)
Hidden Figures (Gizli Sayılar) 2016127dk8.0Dram, Tarih
Katherine G. Johnson (Taraji P. Henson), Dorothy Vaughan (Octavia Spencer) ve Mary Jackson (Janelle Monae) tarihin anlatılmayan hikayelerinden birine sahiptir. 3 siyahi kökenli kadın NASA'da büyük işlere imza atmaktadırlar. Uzay bilimlerinin derinliklerindeki sorunları müthiş zekalarıyla çözmeye çalışan bu kadınlar gelmiş geçmiş en önemli NASA operasyonlarından birinde de büyük rol oynayacaklardır. Dünya yörüngesine çıkan ilk Amerikalı astronot John Glenn'in bütün dünyayı heyecana boğan operasyondaki her adımı bu 3 zeki bilim kadınının yardımıyla olacaktır. (IMDB Sayfasına Git)

26 Mart 2020

Sisli bir yol: Zaman

Yeşil yaprakların dallarıyla birlikte sallandığı, mavi gökyüzünü kendine fon rengi seçen kuşlarla süslenmiş, daha görülecek ve âşık olacak nice manzaraya ev sahipliği yapan dünya; sahneleri mekâna hapsettiği gibi tüm bu güzelliklerin özünü de zamana hapsetmiştir. Sallanan dalların ve uçan kuşların alacaklı olması gibi baktığımızda gözlerimizden süzülen ışığın da zaman hazinesinden gasp edecekleri vardır. Rüzgârın esişi, bir kuşun yerden havalanması, plaj kumlarına dalgaların vuruşu, mum ışığının ara ara gelen o titreyişi, gözleri sonsuz ve karanlık bir boşluğa götüren birinin gülümseyişi; elde avuçta biriken vakitlerimizi zorla alan güzelliklerdendir.
Geleceği öngörememek, sağı-solu veya ufku görememek gibi değildir –asla olamamıştır. “Zamanın bir sonraki adımını görebilme” merakı, insanın farklı uğraşlar ortaya atmasına neden olmuştur. Bir mekânı göremediğinde yer değiştiren, tepelere çıkan insan; zaman eksenine yerleştirilmiş farklı olayları görme konusunda aciz kalmıştır. Arabi; gelecek ve geçmiş zamanların, şimdiki zamanda anlam bulduğunu söylemiştir. Çünkü eskiye özlem, şu an duyulur. Gelecek kaygısı, şu an yaşanır. Geçmiş, bir zamanlar şu andı. Gelecek de bir gün şu an olacaktır. Öyleyse bu sıkıntının sebebi, başlı başına zamanın var olması mıdır yoksa insanın şu an denen kavramda sıkışmış olması mıdır? Sezai Karakoç, geçmiş-gelecek için gerçekçi bir çıkarımda bulunur:
Ne geçmiş zaman bugünkü gibiydi; ne de gelecek zaman bugünkü gibi olacaktır.
Hangi taraftan yaklaşılırsa yaklaşılsın zaman konusunda insan, ulaşmak istediği yere boyu yetmeyen bir çocuk gibi kalakalmıştır. Vaktiyle gelecek olan şeyde, boyu yetmemesine rağmen ısrarla uzanmaya devam eden yalnız bir çocuk gibi kalakalmıştır.

15 Mart 2020

Ben ve Aşılması Zor Zihnim

İnsan, kendisi için değerli olanı seçebilen bir varlıktır ─en azından öyle olması gerekir. Çünkü insan kendini yontabilir ve kendine şekil verebilir. Resimde bir insan temsil edilmiştir. Onu meydana getiren aklı, kalbi, bedeni ve ruhu farklı renklerle bu resimde yer almaktadır. Mevzu, bu kavramlardaki veya bileşenlerdeki ayrı ayrı sorunlar değil; bir karışım ürünü olan 'ben' kişine ait bir mevzudur.
Bir de genellikle değerli olan zor olandır. Zaten seçim yapmak da bu yüzden zor olan ile ilişkilidir. Zor olanı seçmeye hazırlanan insanın, farklı duygu durumlarına girmesi olağan karşılanmalıdır. Bir insanın korkularından, endişelerinden, kaygılarından, çaresizliğinden, şeytanlarından, geçmiş tecrübelerinden arınıp koşulsuz bir şekilde kendini selamete, huzura, güvene, sevgiye, samimiyete, sabra, muhabbete bırakması zordur.

19 Şubat 2020

Bir seyahatin yıl dönümü

Bir gün şöyle demiştim: “Yeni fikirlerin doğması için birinin bir yere gitmesi veya yeni bir şey ile tanışması; birinin bir yerden ayrılması veya bir şeyle vedalaşması gerekir.” Gerçekten de yeni bir yere seyahat etmek insanın fikir dünyasının kolonlarına bir balyoz darbesi indiriyor. Yine böyle bir balyoz darbesi şiddetinde bir seyahatin yıl dönümüne ulaşabildim.
Seyahatimde fotoğraf çekmeme kararı almıştım. Bu kararı gerçekten de uyguladım. Yaptığım işlerdeki sayılara çok odaklanmadım. Zaten ayağım sakatlandığı için çok fazla da yürüyemedim. Başta inanmadığım, ancak hayatımın değişmesine sebep olan bu seyahatle ilgili yazdığım raporu yayımlamam bir yıl gecikti. Adeta heyecanlı bir çocuk gibi yazdığım cümlelerimi olabildiğince az düzeltmeye çalıştım. Seyahatimin bitişinden bir sonraki hafta tamamladığım bu raporda sonradan eklediğim kısımlar köşeli parantez içinde verilmiştir.

Giriş

Umre programından haberim olduğunda 22 yaşımda ve lisans eğitimimin 4. senesindeydim. Normal seyrinde devam eden durum [hayatım], 21 yaş civarımda bir miktar değişmişti. Bu değişimi sadece bazı örneklerle tarif edebiliyordum. Filmleri eskisinden daha çok anlıyordum, şiirleri daha çok anlıyordum. Bir resme eskisinden daha çok uzun uzadıya bakıyordum. İlk defa hür seçimle roman ve şiir kitabı almıştım. [Bu düşünceler daha sonra derlendi bkz: Bir 5 yılım daha olsa...]
Mühendislik lisans eğitiminin ilk senesi, öğrenciyi fiziğin o eski felsefesine sahip olmak için hazırlar. İlk seneyi bitirdiğinizde bilimsel determinizmle dünyaya bakarsınız ve her şeyi ona yorarsınız. Dünyanızda olup biten her şey bir katsayı ve bir avuç yasa ile tarif edilebilir, hesaplanabilir, ön görülebilir zannedersiniz. Fiziğin ilerleyen konularında bu fikre büyük bir balyoz inecek olsa dahi bu durum sizi ilgilendirmez çünkü o konulardan sınav olmazsınız. İşin aslı, o konular hiçbir firmaya para da kazandırmaz. Yani bilmeniz de pek istenmez.